"MEDENİYETİN YENİ KEŞFEDİLEN BİR EL YAZMA ESERİ : KALENDERNAME VE EBU BEKİR AKSARAYİ RUMİ" KONULU 1.8.2026 TARİHLİ CUMARTESİ BULUŞMALARI ETKİNLİĞİMİZİ GERÇEKLEŞTİRDİK
03/08/2026Kalendernâme Işığında Anadolu'dan Altın Orda'ya Uzanan Tasavvuf Yolculuğu
Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Ankara Şubesinin düzenlediği Cumartesi Buluşmaları programında Akademisyen-Yazar Prof. Dr. Telli Akhun Korkmaz, son yıllarda ilim dünyasının dikkatini çeken Kalendernâme adlı el yazma eser ile müellifi Ebu Bekir Aksarayî Rûmî üzerine kapsamlı bir konferans verdi. Programda, Anadolu'dan Altın Orda coğrafyasına uzanan tasavvuf geleneği, yazma eserin ilmî değeri ve Türk kültür tarihine sunduğu katkılar ele alındı.
Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Ankara Şubesi tarafından düzenlenen Cumartesi Buluşmaları programı, bu hafta tarih, tasavvuf ve yazma eser araştırmaları bakımından dikkat çekici bir konferansa ev sahipliği yaptı. Akademisyen-Yazar Prof. Dr. Telli Akhun Korkmaz, "Medeniyetimizin Yeni Keşfedilen Bir El Yazma Eseri: Kalendernâme ve Ebu Bekir Aksarayî Rûmî" başlıklı konuşmasında, XIV. yüzyıldan günümüze ulaşan önemli bir yazma eser üzerinden Anadolu ile Altın Orda coğrafyası arasındaki ilim ve tasavvuf ilişkilerini değerlendirdi.
Konuşmasına Altın Orda Devleti'nin tarihî ve kültürel yapısını anlatarak başlayan Prof. Dr. Korkmaz, Anadolu'dan kuzeye uzanan ilim yolculuklarının yalnızca göç hareketleriyle sınırlı kalmadığını, âlimlerin, mutasavvıfların ve eserlerin de bu coğrafyada kalıcı izler bıraktığını ifade etti. Bu çerçevede Ebu Bekir Aksarayî Rûmî'nin hayatı ve kaleme aldığı Kalendernâme adlı eser, dönemin kültür dünyasını anlamaya imkân sağlayan önemli kaynaklardan biri olarak değerlendirildi.
Konferansta Ebu Bekir Aksarayî Rûmî'nin hayatına ilişkin bilgilerin büyük ölçüde kendi kaleme aldığı Kalendernâme sayesinde günümüze ulaştığı belirtildi. Aksaray'da doğduğu anlaşılan müellifin gençlik yıllarında Konya'da bulunduğu, ardından Kayseri, Tokat, Sinop, Şam, Halep, Mekke ve Medine gibi birçok ilim merkezini dolaştığı aktarıldı. Bu yolculukların, onun ilmî ve tasavvufî birikiminin şekillenmesinde önemli rol oynadığı vurgulandı.
Prof. Dr. Korkmaz, ünlü seyyah İbn Battûta'nın kayıtlarına da değinerek, 1333 yılında Kırım'ın Solhat şehrinde görüştüğü Ebû Bekir'den söz ettiğini hatırlattı. Bu kaydın, Aksarayî'nin Altın Orda Devleti'nde dinî alanda saygın bir konuma sahip bulunduğunu göstermesi bakımından dikkat çekici olduğuna işaret etti.
Konuşmanın önemli başlıklarından biri de Kalendernâme'nin günümüze ulaşma serüveni oldu. Prof. Dr. Korkmaz, yaklaşık sekiz yüz sayfalık bu nadir yazma eserin 1966 yılında Özbekistan'da Taşkent Şarkiyat Enstitüsü koleksiyonuna kazandırıldığını belirtti. Eserin, Bolşevik İhtilali sonrasında Kırım'dan göç edenler aracılığıyla Orta Asya'ya ulaşmış olabileceğini ifade eden Korkmaz, bugün bilinen en eski ve tek nüsha olma özelliğini taşıyan bu yazmanın, Anadolu tasavvufunun kuzey sahalarındaki etkisini ortaya koyan önemli belgeler arasında yer aldığını söyledi.
Konferansta Kalenderîlik anlayışı da ayrıntılı biçimde ele alındı. Prof. Dr. Korkmaz, Kalendernâme'nin yalnızca bir tasavvuf metni olmadığını; dönemin inanç dünyasını, ahlak anlayışını, insan tasavvurunu ve tasavvuf çevreleri arasındaki etkileşimi yansıtan güçlü bir kaynak niteliği taşıdığını ifade etti. Eserde Mevlevîlik, Haydarîlik ve diğer tasavvuf çevrelerine ilişkin önemli bilgiler bulunduğunu belirterek, bu yönüyle yazmanın Türk tasavvuf tarihi bakımından önemli bir boşluğu doldurduğunu dile getirdi.
Prof. Dr. Korkmaz, Kalendernâme'nin içerdiği bilgiler sayesinde Kalenderîlik hakkında uzun yıllardır dile getirilen birçok değerlendirmenin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini söyledi. Eserde, ibadet, şeriat, tarikat ve marifet kavramlarının geniş biçimde işlendiğini; Kalenderîlerin İslâm'ın temel esaslarına bağlılıklarının açık biçimde görüldüğünü belirtti. Bu yönüyle eserin, tarih yazımında yerleşmiş bazı kabullerin yeniden değerlendirilmesine katkı sunduğunu ifade etti.
Konuşmasının son bölümünde Kırım sahasında Anadolu tasavvufunun ilk temsilcileri arasında gösterilen Sarı Saltuk üzerinde de duran Prof. Dr. Korkmaz, Anadolu ile Karadeniz'in kuzeyi arasındaki kültürel ve tasavvufî bağların yüzyıllar boyunca canlılığını koruduğunu dile getirdi.
Yoğun katılımla gerçekleştirilen program, dinleyicilerin sorularının cevaplandırıldığı bölümle devam etti. Katılımcılar, yakın dönemde ilim dünyasının dikkatini çeken Kalendernâme hakkında ayrıntılı bilgi edinme imkânı bulurken, Anadolu'dan Altın Orda coğrafyasına uzanan ilim ve tasavvuf mirasını tarihî kaynaklar ışığında değerlendirme fırsatı yakaladı. Program, Prof. Dr. Telli Akhun Korkmaz'a teşekkür edilmesinin ardından Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği yayınları ve dergilerinin takdim edilmesi, günün anısına çekilen hatıra fotoğrafı ile sona erdi.