"DÜNYA EDEBİYATI VE OPERA" KONULU 31....

"DÜNYA EDEBİYATI VE OPERA" KONULU 31.10.2026 TARİHLİ CUMARTESİ BULUŞMALARI ETKİNLİĞİMİZİ GERÇEKLEŞTİRDİK

01/11/2026

OPERA SANATÇISI PROFESÖR ÖMER TÜRKMENOĞLU:  “KELİMELERİN YETERSİZ KALDIĞI YERDE DEVREYE MÜZİK GİRER”

Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Ankara Şubesi haftalık etkinliklerinden olan “Cumartesi Buluşmaları”nın bu haftaki konuğu opera sanatçısı Prof. Dr. Ömer Türkmenoğlu’ydu.

Moderatörlüğünü Muhammed Burak Tunay’ın yaptığı programda Türkmenoğlu, “Dünya Edebiyatı ve Opera” başlıklı bir konuşma yaptı. “Şan” ve “opera” uzmanı olan Türkmenoğlu, konuşmasına operanın akademik yönü için verdiği uğraşlardan bahsederek başladı. Aslen Irak Türkmeni olan ve 1995’te Bilkent Üniversitesinde “Halk Müziği Kürsüsü” kurmak amacıyla bizzat İhsan Doğramacı tarafından Türkiye’ye davet edildiğini belirten Ömer Türkmenoğlu, akademik ortamdaki olumsuzluklardan ötürü amacına ulaşamadığını belirtti.

Prof. Türkmenoğlu sorulan bir soru üzerine Irak’ta yaşayan Türklerin çektiği zorlukları da anlattı. Irak’ta yaşarken, 1990’larda Irak Milli Türkmen Partisi bünyesinde kültürel faaliyetler yaptığını belirten Türkmenoğlu, gönlünün Iraklı soydaşlarımızla birlikte olduğunu ifade etti. Bu arada, bir zamanlar yaşadığı Irak’ta siyasal yönetimin müzik konusunda gösterdiği baskıcı ve tutucu tavrın farklı bir versiyonunun Türkiye’de akademik çevrelerde karşısına çıktığını belirterek yaşadığı hayal kırıklığını anlattı. 

“Sözün Sınırı Müziğin Sınırsızlığı”

Sözlerine sözün bir sınırı olduğunu fakat müziğin gücünün çağları aştığından bahsederek devam eden Türkmenoğlu bu savını güçlendirmek için “Kelimelerin yetersiz kaldığı yerde devreye müzik girer.” cümlesini de kullandı. Aynı zamanda edebiyat ile müziğin eşsiz bağlantısından bahseden Türkmenoğlu bu ifadeyi kuvvetlendirmek için de “Edebiyat olmadan müzik, müzik olmadan edebiyat olmaz.” dedi. 

Operanın bir müzik türünden fazlası olduğunu, edebiyat, resim, tiyatro gibi birçok sanatın buluştuğu disiplinler arası bir yapıya sahip olduğundan bahseden Türkmenoğlu operayı sadece bağırmak olarak niteleyen insanları tuhaf karşıladığını belirtti. Bunlara ek olarak operanın mutfak kısmına dikkat çekmek isteyen Türkmenoğlu operanın tarihinden, operanın konularından ve operanın gerçek bir opera oluş sürecinden söz etti.

Opera Tarihinden Kesitler

Opera sanatının 1598’de Floransa'da (İtalya) sahnelenen Dafne (Bestecisi: Jacopo Peri) ile başladığını belirten Prof. Türkmenoğlu, başlangıçta konuların genellikle mitolojik içerikli olduğunu söyledi. 

Libretto (opera metni), arya (operadaki şarkı) gibi terimleri de açıklayan konuşmacı, Batı edebiyatındaki pek çok edebi eserin librettosunun yazıldığını belirtti. Doğuda, Türk ve İslam dünyasında ise ilk operanın 1908’de Üzeyir Hacıbeyli tarafından Fuzuli’nin eserinden yola çıkılarak yapılan “Leyla ile Mecnun Operası” olduğunu belirtti. 1913’te yine Hacıbeyli tarafından yapılan “Arşın Mal Alan Operası”nın da önemini vurguladı. 

Türkiye tarihindeki gelişmelere de değinen Prof. Türkmenoğlu, Osmanlı İmparatorluğunda özellikle yabancı operaların devlet yöneticileri tarafından davet edildiğini belirtti.  Milli operamızın ise ilk kez 1934’te Mustafa Kemal’in teşvikiyle Ahmet Adnan Saygun tarafından bir İran destanı olan Firdevsi’nin Şehnamesi üzerinden yapıldığını vurguladı. 1990’lı yıllarda Selman Ada’nın yaptığı “Ali Baba ve Kırk Haramiler Operası”nda ise Türk müziği enstrümanlarının kullanılmasını önemli bir aşama olarak dikkatlere sundu.

Kendi opera çalışmaları hakkında da bilgiler veren opera sanatçısı Prof. Ömer Türkmenoğlu, dinleyicilere operaya gitmeleri konusunda tavsiyelerde bulundu. 

Programa Dil ve Edebiyat Derneği Ankara Şube Başkanı Erbay Kücet, şair Lütfi Şehsuvaroğlu, sinema yönetmeni İbrahim Demirkan, E. Milletvekili Alaeddin Güven gibi tanınmış simaların yanı sıra halktan da yoğun bir katılım vardı.

(Haber-Fotoğraf: Taha AKKANAT)

Galeri